<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>[Squat!net]</title>
	<atom:link href="http://tr.squat.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tr.squat.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 18:54:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Sığınmacılar iki kere ölüyor</title>
		<link>http://tr.squat.net/2011/10/13/siginmacilar-iki-kere-oluyor/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2011/10/13/siginmacilar-iki-kere-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 17:32:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2505</guid>
		<description><![CDATA[Sultangazi&#8217;de bir gecekonduda çıkan yangında 7 göçmen işçi yaşamını kaybetti. Sığınmacıların Türkiye&#8217;deki yaşam koşulları yeniden gündeme gelirken, ETHA&#8217;ya konuşan Göçmen Dayanışma Ağı aktivisti Ufuk Ahista, bir yandan insan tacirleri, diğer yandan gayri resmi yollardan sığınmacıları sömürülebilir emek olarak gören devletin ve vahşi kapitalizmin, sığınmacıların yaşam koşulları ve buna bağlı ölümlerin sebebi olduğunu söyledi. İSTANBUL- 1951 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div>
<p>Sultangazi&#8217;de  bir gecekonduda çıkan yangında 7 göçmen işçi yaşamını kaybetti.  Sığınmacıların Türkiye&#8217;deki yaşam koşulları yeniden gündeme gelirken,  ETHA&#8217;ya konuşan Göçmen Dayanışma Ağı aktivisti Ufuk Ahista, bir yandan  insan tacirleri, diğer yandan gayri resmi yollardan sığınmacıları  sömürülebilir emek olarak gören devletin ve vahşi kapitalizmin,  sığınmacıların yaşam koşulları ve buna bağlı ölümlerin sebebi olduğunu  söyledi.<strong><span id="more-2505"></span></strong></p>
<p>İSTANBUL- 1951 Cenevre Sözleşmesi&#8217;nde mültecilik  durumunu düzenleyen maddeye Türkiye coğrafi bir çekince koymuş durumda.  Sadece Avrupa&#8217;dan gelenlere mülteci statüsü tanınıyor. Avrupa dışından  gelen insanlar, sadece &#8220;sığınmacı adayı&#8221; olarak başvuruyorlar. Bu süreç  başladığı andan itibaren de belli kentlerde zorunlu ikamete tabi  tutuluyorlar. Yani, bulundukları kenti izinsiz terketmeleri yasak.  Genelde çalışma izinleri de olmuyor.</p>
<p>Sultangazi&#8217;de bir gecekonduda çıkan yangında 7 göçmen işçi,  üzerlerine kilitlenen kapıyı açamamaları üzerine feci şekilde yaşamını  yitirdi. Bu olayın ardından sığınmacıların yaşam koşulları yeniden  gündeme gelirken, Göçmen Dayanışma Ağı aktivisti Ufuk Ahista ETHA&#8217;ya  açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Ahista, genellikle göçmenlerin Türkiye&#8217;yi geçiş ülkesi olarak  kullandıklarını belirterek, &#8220;Birçoğunun burada kalmak gibi bir amacı  yok, buradan başka ülkelere geçiş yapmak istiyorlar. Ancak bir kısmı da  burada kalıyor, bunların sayısıda çok fazla ve bu insanlar da özellikle  İstanbul gibi büyük şehirlerde kendilerine yaşam alanı açmaya  çalışıyorlar. Birçok açıdan büyük mağduriyet içindeler&#8221; şeklinde  konuştu.</p>
<p>Sığınmacıların, hem kağıtsız oldukları için iş hayatında ya da diğer  herhangi bir durumda son derece kırılgan bir yapıya sahip olduklarını,  ücretlerinin ödenmediğini, son derece kötü koşullarda çalıştıklarını,  çalıştıkları yerlerde geceleri kapıların üstlerine kilitlendiğini ya da  10-20 kişi bir odada yaşamak zorunda kaldıklarını vurgulayan Ahista,  kadınların, eşcinsellerin durumunun çok daha kötü olduğunu, onların iki  kez ezildiğini, cinsel şiddete maruz kaldıklarında başvuracak bir merci  dahi bulamadıklarını vurguladı.</p>
<p>Sığınmacıların genellikle Tarlabaşı, Kumkapı gibi çok yoksul kesimin  oturduğu yerlerde yerleşmeye çalıştıklarını da anlatan Ufuk Ahista,  &#8220;Hiçbir güvenceleri olmaksızın yaşamaya çalışıyorlar. Sağlık, eğitim,  psikolojik danışmanlık gibi şeyler bir takım sivil toplum örgütlerinin  çabası sayesinde sınırlı bir şekilde ulaştırılıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Ahista, sığınmacıların yaşadıkları koşulların nedenini şu sözlerle  açıkladı: &#8220;Bir yanda insan tacirleri, diğer tarafta bunları gayri resmi  yollardan geçim kapısı olarak gören devlet, diğer yandan sömürülebilir  emek olarak gören vahşi bir kapitalizm.&#8221;</p>
<p><a href="http://istanbul.indymedia.org/haber/s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar-iki-kere-%C3%B6l%C3%BCyor">http://istanbul.indymedia.org/haber/s%C4%B1%C4%9F%C4%B1nmac%C4%B1lar-iki-kere-%C3%B6l%C3%BCyor</a></p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2011/10/13/siginmacilar-iki-kere-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplumun Şehircilik Hareketi: İMECE</title>
		<link>http://tr.squat.net/2011/06/11/toplumun-sehircilik-hareketi-imece/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2011/06/11/toplumun-sehircilik-hareketi-imece/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jun 2011 18:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2517</guid>
		<description><![CDATA[Seçim süreciyle birlikte yeryüzünün coğrafyası çılgınlık derecesinde değiştirilmeye ant içilmeden, şehr-i İstanbul ikiye bölünmeye çalışılmadan ve Ankara dünyanın silah üretim üssüne dönüştürülmeye çalışılmadan çok önce, Toplumun Şehircilik Hareketi İMECE’yle, kentsel dönüşüm, TOKİ’ler ve bir şehir hareketinin ütopyaları üzerine konuşmuştuk. Melih Gökçek’in “dünyanın en büyük kentsel projesi Ankara’da gerçekleştiriliyor” diye övündüğü şu günlerde röportajı yayımlamayı uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seçim süreciyle birlikte  yeryüzünün coğrafyası çılgınlık derecesinde değiştirilmeye ant  içilmeden, şehr-i İstanbul ikiye bölünmeye çalışılmadan ve Ankara  dünyanın silah üretim üssüne dönüştürülmeye çalışılmadan çok önce,  Toplumun Şehircilik Hareketi İMECE’yle, kentsel dönüşüm, TOKİ’ler ve bir  şehir hareketinin ütopyaları üzerine konuşmuştuk.</p>
<p>Melih Gökçek’in  “dünyanın en büyük kentsel projesi Ankara’da gerçekleştiriliyor” diye  övündüğü şu günlerde röportajı yayımlamayı uygun gördük.<strong><span id="more-2517"></span></strong></p>
<p><em><strong>Ahali: İMECE ne zaman kuruldu, kuruluşundaki temel fikirler nelerdi?</strong></em></p>
<p><a rel="shadowbox[sbpost-1763];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/logo.png"><img title="logo" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/logo.png" alt="" width="281" height="109" /></a> İMECE 2006 yılının sonlarında kuruldu. Kuruluşundaki temel fikirleri  anlatabilmek için biraz o dönem kentsel mücadelenin durumunu da aktarmak  gerekiyor. 2004 yılında İstanbul’da bir çok eski gecekondu mahallesi   kentsel dönüşüm alanı ilan edilmişti. Fakat bütünlüklü bir kentsel  mücadeleden bahsetmek pek mümkün değildi. Daha çok tekil mücadelelerle  yürüyen bir süreç vardı. 2006 yılında süreç, başka türlü bir mücadeleyi  dayattı. Artık öncesinden çok daha farklı bir yönetim anlayışı ve TOKİ  vardı karşımızda ve yıkım tehditleri iyice yoğunlaşmıştı. Bu tehditlere  karşı kendiliğinden direnişler gelişmeye başlamıştı yavaş yavaş.  Devrimci yapıların güçlü olduğu bir kısım mahallede daha örgütlü bir  direniş söz konusu olabiliyordu tabi ki. Mahalleler de bir araya gelmeye  ve toplantılar düzenlemeye başlamışlardı fakat yine de kapsayıcı bir  kentsel hareketten bahsetmek mümkün değildi.</p>
<p>Bu süreçte, çoğunluğu şehir plancısı olan ve birbirini az çok tanıyan  bir grup insan bir araya gelerek daha bütünlükçü ve kentte olup biteni  büyük resim üzerinden okuyan bir yapı oluşturmanın gerekliliğini  tartışmaya başladık. Kısa bir tartışma sürecinden sonra da ‘Şehirci  Sensin!’ sloganıyla bir çağrı metni gönderip adını daha sonradan  belirleyeceğimiz oluşumun ilk toplantısını gerçekleştirdik. Bu çağrı  metninde kentleşmenin ve planlamanın uzmanlara devredilemeyecek kadar  yaşamı etkileyen ve dolayısıyla tüm halkın karar verdiği bir süreç  olduğu vurgulanıyordu. Esas vurgu teknik uzmanlara, özellikle şehir  plancılarına idi. Bunda, o metni kaleme alanların çoğunun plancı  olmasının etkisi büyük elbette. Ancak gitgide sayıları artan projeleri  çizen, imza atan teknik uzmanları sermayenin mantığıyla yoğrulmuş bir  meslek alanına bırakmayarak, başka bir zemin yaratma isteği de vardı.</p>
<p>Toplantılar yapılmaya başlayınca gelişen tartışmalarla meslek  alanının dışına çıkılmaya başlandı ve bu alana dair vurgular da değişti.  Meslektaş grubundan daha kapsayıcı bir birliktelik yaratmak isteği daha  ağır basıyordu. İlk çağrılar yapılırken ‘Toplum İçin Şehirci Hareketi’  gibi bir imza kullanılırken ikinci toplantıda ‘Toplumun Şehircilik  Hareketi’nde karar kılındı. Toplantılara katılanların neredeyse  tamamının da gönlünde yatan aslında böyle bir şeydi.</p>
<p>Başta plancıların sayısının fazla olması, mesleki bir harekete  dönüşme tehlikesini de beraberinde getirirken, yapılan işler ve söylenen  sözlerle birlikte bu tehlikenin olmadığının farkına varıldı.</p>
<p><a rel="shadowbox[sbpost-1763];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/indir.jpg"><img title="indir" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/indir-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>O dönemde farklı inisiyatifler de ortaya çıkmaya başlamıştı.  Gecekondu mahalleleri, ‘işgalciler’ nefreti ve karikatürize edilmiş bir  gecekondu romantizmi arasına sıkışmışlıktan kurtulmaya başlamıştı.  Gecekondunun bir sosyal konut biçimi olduğu ve Türkiye’nin öznel  koşulları içinde üretim alanları ile birebir ilişkili olduğu artık daha  fazla dile getirilir olmuştu. İMECE de bu bağlamda barınma sorununun  emek mücadelesinden ayrı tutulamayacağını savunuyordu. Kentsel  sorunların ayrı ayrı bölgelere ya da konulara ayrılarak  çözülemeyeceğini, sorunun merkezinde neoliberal kentleşme  politikalarının yer aldığını söylüyordu. Dolayısıyla kentsel sorunlara  karşı da topyekun örgütlü bir mücadele hattı kurulması gerektiğini  düşünüyordu. İMECE bu doğrultuda sadece kentsel dönüşüm ve yıkım  konusunu kapsayan bir anlayışı değil, kentin bütününde gelişen  dışlayıcı, neoliberal politikalara karşı olarak ortaya çıktı.  Eylemliliğini de bu doğrultuda örgütlemeye başladı. Örneğin ilk çalışma  alanlarından biri Reşitpaşa’daki körler okulunun tasfiye edilmesine  karşı kentsel bir birliktelik örgütlemekti. Kentsel dönüşüme karşı  mücadele eden dernekleri de diğer oluşumları da bu mücadele hattına  çekebildi.</p>
<p>İMECE dayanışma ve kolektif çalışma ile birlikte kentte yaşadığımız  sorunlara karşı çıkmayı ve üretmeyi hedefledi. Bu hedefini sadece  İstanbul sınırları içinde değil diğer illerde de gerçekleştirmeye  çalıştı. Herkesin şehirci olduğu şeklindeki varsayımını pratiğe döktüğü  ilk etkinlikler İstanbul, İzmir ve Ankara’da, İMECE ile ortak kaygılarla  ve benzer şekilde kurulan diğer yapılarla birlikte örgütlediği  ‘Şehirciler Buluşuyor’ etkinlikleri oldu.</p>
<p>Kurulduğu  ilk döneme baktığımızda,  İMECE’nin daha çok teknik bir dil üzerinden  söz söylediği ve  kentlere odaklandığı görülüyor. Daha sonraları bu  durum değişti. Kır ve kent mücadelelerinin birlikteliği esas alındı ve  teknik dilden arınmak gerektiği tespiti yapıldı. Geçtiğimiz haftalarda  gerçekleşen foruma giden yolda düzenlenen toplantılarda da, kuruluş  aşamasında oluşturulan ilkelerin teknik dilden arınmış bir politik belge  şekline döndürülmesi gerektiği vurgulanmıştı. Fakat  o ilkelerde ufak  eklemeler dışında bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığı da söylendi.  Yani İMECE’nin bugün temellendiği fikirler aslında o gün için de  geçerli. Mücadele içinde yapılar kendilerini geliştirmek ve daha ileri  bir noktadan kendilerini sürekli yeniden kurmak durumundadır. İMECE’nin  de geçirdiği dönüşümü bu şekilde açıklayabiliriz.</p>
<p><em><strong> </strong>T<strong>oplumun Şehircilik Hareketi nasıl bir mücadele hattını öngörür?</strong></em></p>
<p>İMECE, kentsel sorunlara karşı mücadeleyi emek mücadelesinden, kır  mücadelesinden, kadın mücadelesinden, LGBT mücadelesinden ayrı düşünmez.  Dolayısıyla ortak bir mücadele hattının kurulmasında bu sorunları bir  ortak talepler dizgesinin unsuru olarak ele alır. Kentsel sorunlara  karşı yaptığı işler ve söylediği sözler de bu bağlamda kotarılıyor. Öte  yandan yerel olanı genel olanla birlikte düşünmeye ve pratikleri bu  şekilde hayata geçirmeye çalışır. Yıkım ve yerinden edilme ne kadar  yakıcı bir sorunsa, okulların satılması, 3. köprü gibi projelerin hayata  geçirilmesi, kamu arazilerinin özelleştirilmesi de  o kadar önemli  sorunlardır. Çünkü bunlar bir bütünün parçalarıdır. İMECE bu sorunların  birbirinden ayrı düşünülerek kısa vadeli çözümler üretilmesi yerine  birleştirilerek sorunu yaratanlara, yani kenti talan edenlere karşı bir  mücadele hattının örülmesini önüne koymuştur. Bu anlamda hem kent  üzerine çalışan örgütlerin bir arada pratiklerini üretmesi, hem de diğer  örgütlerle bir araya gelinerek eylemlilik alanlarının çoğaltılması bu  hattın tanımı olabilir.</p>
<p>Mücadelenin ortaklaştırılması noktasında, yapılan işler başka  yapılarla ortak ve kolektif bir çabanın ürünü olarak gerçekleştirilmeye  çabalanıyor. Tabii bu gerçekleştirilirken ilkelerimizden de ödün  vermiyoruz.</p>
<p><em><strong> </strong><strong> </strong><strong>Takip ettiğimiz  kadarıyla mücadele hattınızın merkezinde kent mücadelesi bağlamında  kentsel dönüşüm yer alıyor. Kentsel dönüşüm olgusu Türkiye’de ne zaman  başladı? Kentsel dönüşüm nasıl bir projedir?</strong></em></p>
<p>Kentsel dönüşüm her ne kadar günümüzde gecekondu alanlarının dönüşümü  olarak algılanıyor olsa da kentin bütününe yönelik oluşturulan vizyon  doğrultusunda girişilen tüm hamleleri ifade eden bir kavram. Örneğin  İstanbul’da Maslak-Büyükdere hattının ya da Ankara’da Eskişehir Yolu  çevresinin gelişimi de kentsel dönüşüm tanımı içerisine girer. Ancak  bizde kentsel dönüşüm denince gecekondu alanları ve tarihi kent  merkezleri akla geliyor sadece.</p>
<p><a rel="shadowbox[sbpost-1763];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/indir5.jpg"><img title="indir5" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/indir5-212x300.jpg" alt="" width="212" height="300" /></a>Gecekondu  alanlarının dönüşümünden doğru anlatacak olursak, aslında bu alanlara  müdahale, gecekondu alanlarının kuruluşundan beri mevcut. 40larda  Ankara’ya özel çıkan bir yasayı ya da ilk boğaz köprüsünün yapımından  önce köprü projesi çerçevesinde istimlak edilecek ve yıkılacak alanlarla  ilgili bir yasayı örnek gösterebiliriz. 66 yılında yürürlüğe giren  Gecekondu Kanunu ise belirli araçlar tanımlayarak günümüze kadar gelen  süreçteki uygulamalara kaynaklık ediyor. Bu kanunla birlikte tanımlanan  Gecekondu Önleme Bölgeleri önemli bir yer teşkil ediyor kentleşme ve  kentsel dönüşüm açısından. Aynı zamanda imar ıslah planları da öyle.</p>
<p>Bugünkü kentsel dönüşüm modelinin ilk nüveleri Ankara’da  Karayalçın’ın belediye başkanlığı döneminde ortaya çıkıyor. Dikmen  Vadisi’nin ilk etapları, Portakal Çiçeği Vadisi ve Büyükesat Caddesi  tarafında GEÇAK (Gecekondudan Çağdaş Konuta) projesi, bu ilk örnekleri  teşkil ediyor. Bunlarda kooperatif denemeleri vs. gibi o dönemin  SHP’sinin içinde sosyalist unsurların bulunuyor oluşunun etkisi  görülebilir. Ancak aynı zamanda bugünkü kentsel dönüşüm modelinin  teorisyenliğini ve tabi ki sonrasında icrasını yapan uzmanların da  bu  modellerin geliştirilmesinde parmağı var.</p>
<p>Bugünkü model  AKP hükümeti ile başlıyor. 1999 yılında yaşanan deprem  ve 2001 yılındaki ekonomik kriz kentsel dönüşümün tetikleyicileri  aslında. Dünyadaki ekonomik yapının dönüşümüne paralel olarak, ülke  ekonomisinin üretimden rant ve finans ekonomisine yönelmesinin etkili  mekanizmalarından birisi olarak da görülebilir kentsel dönüşüm. 2002  yılında iktidara gelen AKP’nin politikaları ise motor sektör inşaatın  kullanılmasının bir adım daha ötesine giderek şehirlerde topyekun bir  yeniden yapılanma süreci öngördü. AKP’nin acil eylem planlarında  gecekondu alanlarını dönüştürmek ve dar gelirlilere ev satmak yer  almaktadır. Bunun önemli gerekçelerinden biri istihdam yaratmak, diğeri  ise alt gelir grubunu konut sahibi yapmak olarak sunulmaktadır. Bu  projelerin arkasında kentsel arazinin artan rantı,  gecekondu  alanlarının ve tarihi kent merkezlerinin çok değerli hale gelmesi  yatıyor. Emek gücünü barındıran bu alanların kentin karlı yatırım  alanlarına dönüştürülmesi yoluyla özel sektörün desteklenmesi AKP  hükümetinin kentsel dönüşüm anlayışının temelinde yatan mantıktır. Bu  alanlarda yaşayan emekçi nüfusun yerinden edilmesi pahasına hayata  geçirilmesi söz konusudur.  Yaşadığımız sürecin daha önceden yaşanan  gecekondu alanlarına müdahalelerden en büyük farkı belediyelerin yerel  uygulamaları ölçeğinden ülke genelinde uygulanan ve hükümetçe  desteklenen uygulamalara dönüşmüş olmasıdır.</p>
<p>2002’de iktidarı devralmasının ardından Tayyip Erdoğan, İBB Başkanı  iken KİPTAŞ’ın başına getirdiği Erdoğan Bayraktar’ı TOKİ’nin başına  getirdi ve muazzam yetkilerle donatmaya başladı. Bir yandan farklı yerel  ya da merkezi otoritelerin yetkilerini TOKİ’ye devrederken Emlak GYO ve  Arsa Ofisi gibi kuruluşları da lağvederek tüm arazi ve arsalarını ve  tüm yetkilerini TOKİ’ye aktardı. Böylelikle TOKİ’nin elinde pazarlanacak  oldukça fazla miktarda kamu arazisi ve  kentsel alana dilediği gibi  müdahale edebileceği büyük bir yetki gücü ortaya çıktı. İşin bürokratik  kısımlarını anlatmaya çok gerek var mı bilmiyoruz ama yasalar  değiştirilerek hukuki zemin sağlanırken, gecekondu mahallelerinin ve en  yoksulların yaşadıkları tarihi kent merkezlerinin marjinalize edilmesine  yönelik de kitle iletişim araçları kullanılarak toplumsal zemin  sağlanmaya çalışılıyor. Sürecin ana ayakları bunlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><strong><strong> </strong>Kentsel dönüşüm projeleri içinde  temelde ‘soylulaştırma’ denilen kültürel, politik ve ideolojik bir  dönüşüm hedefleniyor. Bu süreçte soylulaştırılan nedir?</strong></em></p>
<p>Soylulaştırma olarak adlandırılan dönüşüm biçimi aslında küçük emlak  spekülasyonlarıyla kendiliğinden gelişen bir süreç. Soylulaştırma  genelde kent merkezlerindeki yoksul bölgelere üst ve üst- orta sınıfın  yerleşmesi ve oradaki gündelik yaşamı dönüştürmesiyle başlayan bir  sürece verilen ad. Bu değişim konut ya da ticaret alanları için geçerli  olabiliyor. Farklı kullanım biçimlerine de dönüşebiliyor. Gündelik  yaşamın kültürel ve ideolojik dönüşümü burada daha önceden yaşayan  insanları barınamaz hale getirirken bir yandan da emlak spekülasyonunu  yaratıyor. Dolayısıyla uzun vadede kendiliğinden gelişen bir yerinden  etme süreci. İstanbul’da Cihangir Mahallesi ya da Galata Kulesi çevresi  örnek olarak verilebilir.</p>
<p>Fakat bugün kentsel dönüşüm sürece yayılan biçimlerle değil bir anda  ve büyük ölçeklerde gerçekleşiyor. Soylulaştırmadan ziyade, toplumun bir  kesiminin kentlerden dışlanması olarak nitelendirebiliriz bunu. Kentsel  dönüşüm projeleri sonucunda ortaya çıkan projelere bakıldığında  üst-orta sınıf projeler olduğu görülüyor. Buralarda yaşayanlar bu  projeler bitmeden görünmez kılınıyorlar.<a rel="shadowbox[sbpost-1763];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/indir3.jpeg"><img title="indir3" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/06/indir3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><em><strong> </strong><strong>Kentsel dönüşüm projesi kapsamına  alınan bir mahallede, yıkım süreci nasıl işliyor? (Önce mahalle  boşaltılıyor mu, ev sahipleriyle anlaşma mı yapılıyor, başka hangi  dinamikler işin içine giriyor?…)</strong></em></p>
<p>Kentsel dönüşüm projesi kapsamına alınan bir mahallede öncelikle  belediye ve TOKİ arasında protokol imzalanıyor. Bu protokole göre  belediye mahalleliyle anlaşmak, evleri yıkmak, molozu temizlemekle  görevli. TOKİ bu aşamadan sonra alanı devir alıyor. Devasa bir  emlakçı  gibi ihale yoluyla alandaki inşaat işini müteahhit şirketlere bırakıyor.  Buradaki en önemli sorun alanda yaşayanlarla ‘pazarlık’ mevzuu.  Öncellikle projelerin tamamen tepeden inme ve alanda yaşayanlardan  bağımsız olarak hazırlandığını belirtelim. Bir anda evinizin  yıkılacağını ve yerine ne yapılacağını bilmediğiniz bir sürecin parçası  haline geldiğinizi öğreniyorsunuz. Katılım, uzlaşma gibi kelimeler tam  anlamıyla uydurmacadan ibaret. Zaten belli olan bir projenin neresine  katılınabilinir ki? Uzlaşma ise sadece evlerin değeri üzerinden bir  pazarlık. Ki tahmin edeceğiniz gibi para ve mülkiyet mevzuu işin  içerisine girdiğinde kolektif iradenin oluşumunda önemli bir darbe  alınıyor.</p>
<p>Bu süreçte atlanmaması gereken bir araç da imar planları. Kimi zaman  belediye kimi zaman TOKİ tarafından yapılan imar planlarına göre  yürütülüyor kentsel dönüşüm projeleri. Yenileme alanlarında ise planlama  ve imar mevzuatı atlanarak plan yapmaya bile lüzum görülmüyor. Kentsel  dönüşüm alanı ilan edilen bölgelerin genel olarak ilk örgütlenmeye  başladığı dönem de imar planlarının askıya asılma dönemi. İtiraz ve dava  süreçlerinde genel olarak mahallenin konuya ilişkin bilgilendirilmesi  ve karşı mücadele için bir araya gelmesi sağlanıyor.</p>
<p>Kentsel dönüşümde ‘hak sahibi’ denilen bir statü var. Belediye  alandaki hak sahiplerini mülkiyet bazlı olarak belirliyor ve bundan  sonra TOKİ’nin teklifleri geliyor. Mülkün sahibi iseniz alandaki projede  yer alma şansınız var, tabii size vaad edilen konutların bedelini  ödeyebilirseniz. Bu bölgelerin yoksul mahalleri olduğunu göz önüne  aldığınızda  bu seçenek aslında alanı bir şekilde terk edeceğinizin  göstergesi. Kiracılara ise ilk projelerde hiçbir hak tanınmıyordu fakat  son zamanlarda, şehrin dışındaki toplu konut alanlarından ev satın  alabilme seçenekleri getirdiler.  İşin saçma tarafı eğer konut satın  alabilselerdi bu insanların kiracı olarak gecekonduda yaşamayacağı  gerçeğinin görmezden gelinmesi.  Sonuç olarak alandakilere önerilen;  şehrin dışındaki  yalıtılmış, şehirle bağlantısı olmayan toplu konut  projelerinden 15-20 seneye yayılmış geri ödemeli ev satın almak. Bunun  korkunç bir seçenek olduğu Ayazma gecekondu alanından Bezirganbahçe  toplu konut alanına, ya da Sulukule’den Taşoluk’a gidenlerin  mağduriyetine bakınca görülebilmektedir.</p>
<p>Anlaşma ve yıkım iç içe geçen süreçler oluyor genelde. Anlaşma  yapılırken de bireysel görüşmeleri tercih ettiklerini ve imza atanların  diğer mahalle sakinlerini ikna etme süreçlerinde kullanıldıklarını  biliyoruz. Anlaşan ailelerin konutlarının hemen yıkılması, mahalledeki  direnci zayıflatan bir unsur. Mahalleye dozer bir kere girdi mi çıkması  zor oluyor. Ankara Mamak’ta bunun örneğini yaşıyoruz. Sürecin karşı  duruşu geliştirmeyi zorlayacak kadar hızlı ilerlemesi, konunun çokça  stresli bir konu olması – ki bir insanın evinin yıkılması, tüm sosyal  örüntülerini kaybedecek olması kolay katlanılabilir bir durum değil – ,  devletin farklı yollardan şiddetli müdahaleleri direnci zayıflatan  etkenler olarak sıralanabilir.</p>
<p><em> <strong> </strong><strong>Bu süreçte TOKİ’nin işlevi nedir?</strong></em></p>
<p>Yukarıda dediğimiz gibi aracılık ya da emlakçılık olarak da  nitelendirilebilecek bir işlevi var aslında. Araziyi kamu gücü ile  alıyor ve sonra da satıyor, hatta pazarlayarak satıyor. Ama tüm yetkiler  onda olduğu için projenin iradesini temsil ediyor aynı zamanda. Öte  yandan kentsel dönüşüm projelerinin merkezi devletin eline geçmesi de  ayrı bir durum. İnsanlar genelde muhatabı belediye olarak görmeye devam  ediyor. Fakat aslında yetkiler ve karar alma mekanizması merkeze, yani  ulaşılamayana geçmiş durumda.</p>
<p>TOKİ’ye ilişkin olarak kentsel dönüşüm projeleri dışındaki  uygulamalara da değinmek gerekli. Başta da söylediğimiz gibi kamu  arazilerinin özelleştirilmesindeki en önemli kurum TOKİ’dir. Küçük ve  büyük bir çok kentte TOKİ konutlarının inşaa edildiği araziler eski kamu  arazileridir. Son değişiklikler ile birlikte TOKİ’nin alışveriş merkezi  dahil bir çok inşaat projesini yürütme yetkisi olduğunu hatırlamakta  fayda var.<em><strong> </strong><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Bugün kentsel dönüşüm, sosyal, kültürel ve çevresel bir  yıkıma dönüşen topyekün bir saldırı haline geldi; bunun karşısında  mücadele pratikleri nasıl bir yol izleyebilir, sizin bu konuya ilişkin  yaklaşımlarınız, projeleriniz nelerdir?</strong></em></p>
<p>Öncelikle kentsel mücadelenin diğer mücadele alanlarıyla ilişkisini  kurmak gerekiyor. Bu bir miktar başarılmış olsa da halen zayıf aslında  bu ilişki. Hayata yapılan tüm müdahaleler bir potada eritilerek kentsel  mücadeleye bu potadan çıkacak yöntem ve söylemlerle yön vermek  gerekiyor. Mekana yapılan her müdahale politiktir ve gündelik hayatın  dönüşümünde etkilidir. Bugün bir yanda  güvenlikli siteler ve şaşalı  rezidanslar, dünyaca ünlü mimarlar tarafından tasarlanmış projeler,  diğer yanda kentin çeperine itilen emekçi sınıfın yaşadığı konut  alanları… Kamusal alan olarak sunulan alışveriş merkezleri, büyük ulaşım  projeleri… Bunlar bizlerin hayatını dönüştüren kentsel müdahalelerdir.  Kentsel dönüşüm sadece bir mahallede olan dönüşüm değildir. Kentsel  dönüşüm yaşamımızın her alanı ile ilişkilidir. . Bizler bu projelere dur  demeden, mekana müdahaleyi kendi irademiz altına almadan ne sağlıktan,  ne eğitimden, ne işten, ne aştan bahsedebiliriz. Dolayısıyla bu  alanlardaki mücadelelerin birleştirilmesi ve sadece bir karşı duruşu  değil, uzun zamana yayılmış karşı bir projeyi örgütlemesi önemli.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><strong><strong> </strong>13 Mart’ta gerçekleşen İMECE 4. YIL FORUMU’nda nasıl sonuçlar çıktı? </strong></em></p>
<p>Öncelikle bir düzeltme yapalım. Forum 13 Mart’ta gerçekleşti ancak  öncesindeki 3 aylık forum hazırlık toplantıları sürecini de biz forumun  parçası olarak görüyoruz ve çıkan sonuçları da bu sürecin sonucu olarak  aktarma gereği duyuyoruz.</p>
<p>Bu süreçte kentsel muhalefetin ve bu bağlamda İMECE’nin yaşadığı kimi  sorun ve çıkmazlar tanımlanmaya ve tartışılmaya çalışıldı. Önümüzdeki  döneme yönelik hangi konular çerçevesinde, nasıl bir çalışma biçimiyle  hareket edilmesi gerektiği tartışıldı.</p>
<p>Forumda çıkan sonuçlar  İMECE’nin daha çok pratikle teori arasındaki  bağı kuvvetlendirmeye odaklanması ve gerçek ve doğru bilginin  yaygınlaştırılması noktasında çaba harcaması yönünde oldu diyebiliriz.  İMECE daha önce de bu çaba içindeydi ancak ‘her yere’ yetişmeye çalışmak  odaklanmayı güçleştiriyor. Mücadele eden aktörler çeşitlendikçe yapılar  arasında da böyle bir işbölümü kaçınılmaz görünüyordu.</p>
<p>Bunlarla birlikte, ortak mücadele hattının kurulması noktasında,  farklı alanlarda mücadele eden yapılarla ortak talepler etrafında  kolektif eylemliliklere girişmek ve sahici birliktelikleri alanda ve  eylemler üzerinden kurmak gibi bir sonucun da bu süreçten çıktığını  söyleyebiliriz.</p>
<p>Önümüzdeki hafta yapacağımız forum değerlendirme toplantısında  forumda yapılan tartışma ve getirilen öneriler doğrultusunda,  yürütülecek çalışmalara yönelik bir program çıkarmayı umuyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.ahaligazetesi.org/2011/06/toplumun-sehircilik-hareketi-imece-roportaj/">http://www.ahaligazetesi.org/2011/06/toplumun-sehircilik-hareketi-imece-roportaj/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2011/06/11/toplumun-sehircilik-hareketi-imece/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSTANBUL’DA BIZE EV YOK MU?</title>
		<link>http://tr.squat.net/2011/06/07/istanbul%e2%80%99da-bize-ev-yok-mu/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2011/06/07/istanbul%e2%80%99da-bize-ev-yok-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2011 18:48:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2544</guid>
		<description><![CDATA[TOKİ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi’nin başlattığı Ayazma/Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi için Ayazmalılara verilen sözler unutulunca, halk yeniden eylemlere başladı. Ayazmalıları barınma hakkı mücadelesinde yalnız bırakmayan meslek örgütleri ve yıkıma karşı mücadele veren diğer mahallelerin sakinleri, düşüncelerini gazetemizle paylaştı. Şubat 2009’da 18 Ayazmalı aile “hak sahibi” olarak kabul edilmiş ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TOKİ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi’nin başlattığı Ayazma/Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi için Ayazmalılara verilen sözler unutulunca, halk yeniden eylemlere başladı. Ayazmalıları barınma hakkı mücadelesinde yalnız bırakmayan meslek örgütleri ve yıkıma karşı mücadele veren diğer mahallelerin sakinleri, düşüncelerini gazetemizle paylaştı.</p>
<p>Şubat 2009’da 18 Ayazmalı aile “hak sahibi” olarak kabul edilmiş ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay tarafından peşinatsız ve uygun şartlarda konut sözü verilmişti.<br />
Ancak bu söze rağmen ailelerden 10-15 bin lira tutarında peşinat istenmişti.<br />
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nden Özgür Temiz,<br />
Bezirganbahçe’deki toplu konutlara yerleştirilen ailelere hangi şartlarda ev verildiyse kalan 18 aileye de aynı şartlarda ev verilmesi gerektiğini söyledi. Temiz, “Kentin içindeki zenginlerin, rant gruplarının çıkarına yapılan uygulamalarla yoksullara yönelik uygulamalar arasında fark var. Ayazma’da yaşayan insanlar yok sayılıyorlar. İnsan yerine koymuyorlar. Zenginlerle kokteyl masalarında görüşmeler yapılırken bu insanlara ayda bir kere bir açıklama yapma ihtiyacı duymuyorlar. İnsanların talepleri, beklentileri, hayatları gözetilerek karşılanmalı” dedi.</p>
<p>SARIGÖL’DEN DAYANIŞMA<br />
Ayazmalıların konut mücadelesine destek veren Gaziosmanpaşa Sarıgöl Romanlar Derneği Başkanı Şadi Çatı ise dayanışmaya önem verdiklerini söyledi. Gaziosmanpaşalı Romanlar olarak aynı sorunu yaşadıklarını belirten Çatı, “Sarıgöl mahallemize 27 senedir belediye girmedi. Ne çöpü alındı ne asfaltı yapıldı. Hiçbir konuda bir çalışma yapılmadı. Belediye bir çivi dahi çakmadı. Bu ayın 5’inde yollarımızı yapacaklarını, çöpleri kaldıracaklarını ve evlerimizi boyayacaklarını söylediler. 22 gün geçti, yapılan sadece 150 metrelik bir çöp yığınını biraz düzeltmek oldu” diye konuştu.<br />
Yapılanların kentsel değil rantsal dönüşüm olduğuna değinen Çatı, “27 yıl sonra belediye söz veriyor. Bu insanların çoğu perişan, çok fakir insanlar. Gelip birebir bu insanlarla görüşmüyorlar. İnsanların sağlık sorunları var mı? İşi var mı? Bunları sormuyorlar. Hiçbir şekilde düşüncelerimizi ve sorunlarımızı sormadan gelip evimizi yıkacaklarını söylüyorlar” dedi.<br />
Çatı, sözlerine şöyle devam etti: “Buna ırksal-parasal-rantsal dönüşüm denir ancak. Bizi çıkarları için kullanıyorlar. Devlet ne için var? Milletinin var olmasını sağlamak için değil mi? Biz bu devlette ırkçılığı görüyoruz. Biz tamire varız ama bizi evlerimizden çıkarmasınlar, gitmek istemiyoruz. Verdikleri daireleri tabut diye adlandırıyoruz. Bizim bir kültürümüz var. Yeşil alan, parklar, yollar, bu verdikleri vaatlerin bahane olduğuna inanıyoruz.”<br />
Yıkım karşıtı mücadele ile gündeme gelen bir başka mahalle olan Başıbüyük Mahallesi’nden aynı zamanda Maltepe Belediye Meclis Üyesi olan Adem Kaya ise “Bu ülke dışarıdan gelen göçmenlere bedava konut tahsisi yapabiliyorsa bu 18 aileyi de koruyabilirdi. Bu durumun ayrıca etnik, kültürel, sosyal bir boyutu vardır. Bu bir zorla göç ettirmedir. Sosyal hukuk devletinde bu olmamalı. Dünyaya yardım ederken kendi vatandaşını sürgün etmek ne kadar doğru olabilir? Bunu yapan TOKİ Başkan Vekili Erdoğan Bayraktar. 500 bin konut yaptığını dile getirirken bu 18 aileye verecek yeri yok mudur, diye soruyorum” diye konuştu.</p>
<p>(İstanbul/EVRENSEL)<br />
<a href="http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/"></p>
<p>http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2011/06/07/istanbul%e2%80%99da-bize-ev-yok-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amsterdam’dan İşgal Evi Haberleri- Hollanda</title>
		<link>http://tr.squat.net/2011/03/23/amsterdam%e2%80%99dan-isgal-evi-haberleri-hollanda/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2011/03/23/amsterdam%e2%80%99dan-isgal-evi-haberleri-hollanda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2011 19:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2526</guid>
		<description><![CDATA[Tahliye Dalgası Amsterdam’ı Vurdu: İşgalciler savunma yerine saldırıyı seçti. Amsterdam- 22 Mart Amsterdam, 22 Mart Salı günü büyük bir tahliye dalgasına şahit oldu. Bu, Hollanda’da anti-squat yasasından sonraki tahliye serisinin ilki. Hollanda’da daha önce belirli ölçüde tolerans tanınan işgalciliğe artık sıfır tolerans tanınıyor. Amsterdam polisi evleri tek tek boşaltmak yerine artık “tahliye dalgası” halinde yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tahliye Dalgası Amsterdam’ı Vurdu: İşgalciler savunma yerine saldırıyı seçti.</strong></p>
<p><em>Amsterdam- 22 Mart </em>Amsterdam, 22 Mart Salı günü büyük bir tahliye dalgasına şahit oldu.</p>
<p>Bu, Hollanda’da anti-squat yasasından sonraki tahliye serisinin ilki.  Hollanda’da daha önce belirli ölçüde tolerans tanınan işgalciliğe artık  sıfır tolerans tanınıyor.<span id="more-2526"></span></p>
<p>Amsterdam polisi evleri tek tek boşaltmak yerine artık “tahliye  dalgası” halinde yani toplu saldırarak evleri boşaltılıyor. Tahliye  ekibi genellikle, çok sayıda çevik kuvvet ekibi, kapı ve barikatları  yıkan uzman ekip, polis köpekleri, zırhlı panzerden oluşuyor. Hatta  bazen buna helikopter de katılıyor. Bu defaki sirke askeri polis de  katıldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sabahın erken saatlerinde bu ekipler ön-duyurusu yapılan bir grup evi  tahliye etmeye başladı.  Tahliyelere karşı savunma yerine bu defa  otonom eylemlilikler çağrısı yapıldı.</p>
<p>Tahliye dalgasından önceki gece, domuzlar için biraz kaotik geçti.  Dalgadan önceki gece sokaklarda sıkıyönetim olmasına rağmen, pek çok  kamu kuruluşu ve şirkete saldırılarda bulunuldu.</p>
<p>Polis aracı yakıldı, bankalara saldırıldı ve ATM’ler tahrip edildi.  Ayrıca büyük bir emlak şirketine ait araç ateşe verildi. Şehrin her  yerine işgalci ve anti-otoriter yazılamalar yapıldı.</p>
<p>Gece süresince toplan altı kişi tutuklandı. Bir kişi işgal evini terk etmediği için tutuklandı.</p>
<p>Polis saldırıları sonucu on işgal evi tahliye edildi. Tahliye dalgasının maliyetinin 700.000 avro olduğu düşünülüyor.</p>
<p>Herkes biliyor ki Amsterdam’da işgal evleri devam edecek.</p>
<p><strong>Source:</strong> <a href="http://325.nostate.net/?p=1958">325</a></p>
<p><em>Fotoğraflar 22 Kasım 2010 Holladan İşgal evi direniş eylemlerindendir.</em></p>
<p><strong><img src="http://www.indymedia.org.uk/images/2010/11/468344.jpg" border="0" alt="" width="477" height="317" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.internationala.org/index.php/cokusun-semptomlari/ordu-polis-devlet-teroru/2407-amsterdamdan-gal-evi-haberleri-hollanda.html">http://www.internationala.org/index.php/cokusun-semptomlari/ordu-polis-devlet-teroru/2407-amsterdamdan-gal-evi-haberleri-hollanda.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2011/03/23/amsterdam%e2%80%99dan-isgal-evi-haberleri-hollanda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AĞAOĞLU’NUN AYAZMASI İŞTE BUDUR!</title>
		<link>http://tr.squat.net/2011/02/10/agaoglu%e2%80%99nun-ayazmasi-iste-budur/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2011/02/10/agaoglu%e2%80%99nun-ayazmasi-iste-budur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 19:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2539</guid>
		<description><![CDATA[Ali Ağaoğlu’nun Ayazma’da inşa ettiği konutları tanıtmak için çektiği reklamları görmeyeniniz yoktur muhtemelen. Ve muhtemelen çoğunuz bu reklamları gördüğünde, yapmacıklığı ve çiğliği ile sinirleri bozan bir reklam olduğu için az ya da çok sinirlenmişsinizdir. Herkesin sinirlenme nedeni farklı olabilir hepsinde de haklılık vardır mutlaka. Benim sinirlenme nedenim ise 5 yıllık bir hikayeye dayanıyor. Benim hikayem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ayazmamagdurlari.files.wordpress.com/2011/02/agaoglu_mycity.jpg"><img title="agaoglu_mycity" src="http://ayazmamagdurlari.files.wordpress.com/2011/02/agaoglu_mycity.jpg?w=150&amp;h=150" alt="" width="150" height="150" /></a>Ali   Ağaoğlu’nun Ayazma’da inşa ettiği konutları tanıtmak için çektiği   reklamları görmeyeniniz yoktur muhtemelen. Ve muhtemelen çoğunuz bu   reklamları gördüğünde, yapmacıklığı ve çiğliği ile sinirleri bozan bir   reklam olduğu için az ya da çok sinirlenmişsinizdir. Herkesin sinirlenme   nedeni farklı olabilir hepsinde de haklılık vardır mutlaka. Benim   sinirlenme nedenim ise 5 yıllık bir hikayeye dayanıyor. Benim hikayem   değil… şahit olduğum, taraf tuttuğum ve müdahil olmaya çabaladığım bir   kavganın, bir mücadelenin hikayesi. Aslında hikayeyi kendi özneleri bir <strong>anti-reklam filmi</strong> çekerek çok da güzel anlattılar. <strong>http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/ </strong>adresinden görülebilir.<span id="more-2539"></span></p>
<p>2004 yılında TOKİ, Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir   Belediyesi Ayazma’da bir konut projesine başlamaya karar verirler.   Ayazma Mahallesi kentin en değerli bölgelerinden biri haline gelmiştir.   Ayazma projesinin tanıtıldığı siteden, kendi ağızlarından dinleyelim;</p>
<p><em>“Atatürk  Olimpiyat Stadına komşu yaklaşık 200 dönümlük bir arazi  üzerinde inşa  edilecek, … TEM otoyoluna cephesi ve Metro bağlantısı  ile bölgedeki  tüm işyerleri, sanayi ve yerleşim yerlerine bulunmaz bir  ulaşım  kolaylığı …” </em></p>
<p><em> </em>Tam  da İstanbul’un zengin ahalisi ve zenginlere özenen  yeni yetmelerine  uygun bir bölge değil mi? Bu üç koca kuruluş da öyle  düşündü ve inşaata  başlamak için büyük heyecan duydu. Fakat önlerinde  bir engel vardı. Bu  bölge aynı zamanda güneydoğudan zorunlu göçle  İstanbul’a sürülmüş  insanların yaşadığı bir gecekondu mahallesiydi.  1730 ailenin yaşadığı  koca bir mahalle. Bugün boş bir araziymişçesine <strong>pişkin  pişkin  yapılan reklamlar işte bu 1730 ailenin hayatını alt üst etme  pahasına,  kentsel dönüşüm projesi adı verilerek bölgeye el konmasıyla  var  olabiliyor ancak!</strong></p>
<p>Ailelerin büyük bir kısmı sözleşme imzalayarak 2005 yılında Bezirgânbahçe’deki TOKİ konutlarına taşındılar. <strong>“Eh ne güzel işte daha ne istiyorlar? Mis gibi evler”</strong> demeyin. TOKİ konutları bunlar; daha taşınmadan sıvaları dökülen, her yağmurda çatısı akan “yepyeni” konutlar. <strong>“Kira öder gibi”</strong> diye pazarlanan koşulların hiç de <strong>“uygun”</strong> olmadığı kısa zamanda ortaya çıktı. Her ay borçları katlanarak artan   yeni Bezirganbahçelilerin büyük bir kısmı konutlarını borcuyla satmak ve   yeniden gecekondulara taşınmak zorunda bırakıldılar. Bu sefer kendi   evlerine de değil kiraya çıktılar ve daha da yoksullaştılar.</p>
<p>Bunlar hak sahibi olanlara reva  görülenler. Bir de hak sahibi olarak  görülmeyenler var. 1730 aileden 42  aile kiracı oldukları için, hiçbir  hakları yokmuşçasına alandan  sürülüp atılmak istendi. Oysa Ayazma  onların da mahallesiydi, göç  ettirildiklerinde oraya yerleşmişlerdi,  çocukları o mahallede büyümüş,  okula gitmişti, işleri o çevredeydi.  Evet, mülkleri yoktu ama orada  yaşıyorlardı. Kendilerinin de hak sahibi  olduğunu savunan 18 aile, mülk  sahiplerinin yapmadığı direnişi tek  başlarına başlattı. Önce barakalar  kurdular. <strong>Karda kışta çoluk çocuk bu barakalarda iki yıl yaşadılar</strong>.   Bu iki yıl içerisinde neler geçti hayatlarından… Sadece ev meselesi   değil tam bir yaşam mücadelesi. Her an yıkım ekipleri gelebilir   korkusuyla iş arayamayanları oldu. Aylarca işsiz kaldılar. <strong>Kapılarındaki su saatine fatura gelmeye devam etti ama okul servisi çocukları okula götürmeye gelmedi.</strong> Yazın hepimiz kene korkusundan evden burnumuzu çıkarmazken, hastalanan   çocuklar hastane kapılarından geri çevrildi “bir şey olursa   getirirsiniz” diyerek. Artık ne olması bekleniyorsa! Sağlık problemleri   yanı sıra bir de güvenlik sorunu vardı. Çevredeki yıkıntılarda moloz   taşıyan yabancılar dolaşıyordu ve kilitleyecek kapısı dahi olmayan ve   sadece yıkım artığı eşyaların bulunduğu barakalarda hırsızlıktan   korkuluyordu.</p>
<p>2007’de artık inşaat uygulamasına geçmek gerektiğine karar veren   Belediye 18 ailenin yani yaklaşık 100 insanın yaşadığı barakaları da   yıktı. Direnişe devam eden aileler yılmadılar, bu sefer de çadırlar   kurdular. Bir seneye yakın bir süre de çadırlarda yaşadılar.</p>
<p><strong>Küçük hırsızlardan korkuyorlar büyük hırsızlardan asla!..</strong></p>
<p>Koskocaman kurumları, memurları, iş makineleri, binaları, ellerindeki   kocaman bütçeleri ile bu koskoca devlet, 18 aileye yaşayabilecekleri  bir  ev bulmak yerine son sığınaklarını da 2008 yılında yıktı. Aileler   yılmadılar, bu sefer kendilerine destek veren örgütlerle Küçükçekmece   Belediyesi’nin kapısına dayandılar. O koca kurumlar pes dedi, 18 aile   pes demedi. Sonunda Belediye Başkanı Aziz Yeniay’dan TOKİ konutlarında   ev sözü aldılar. Tam rahatladıklarını düşünüyorlardı, bir yıllık   kiraları Belediye tarafından yatırılacak, sonra ev sahibi olacaklardı,   bu sefer de koca bir yalana kandıklarını fark ettiler. Bir yılın sonunda   aldıkları cevap TOKİ konutlarında ev kalmadığı yönündeydi. Verilen söz   tutulmayacaktı. Ve yeniden düştüler yollara. Bir evden diğerine   taşınmalarla birlikte eylemler de devam etti. En sonunda Küçükçekmece   Belediyesi önünde her hafta sonu nöbet tutmaya başladılar. Bu hafta 35.   hafta olacak.</p>
<p>Bu, hikayenin görünen yüzü, onurlu ve haklı mücadelenin takdir edilen kısmıydı. <strong>Bir   de bu insanların hayatları var. 77 kişi. 50 tane çocuk. 27 tane   öğrenci. Bir yanda evsizlik, bir yanda işsizlik, bir yanda yoksulluk.</strong> Ödemeleri gereken kira eskisinden yüksek, eylemlerde adları çıktığından   iş bulmakta zorlandılar. Her taşınmada yeni bir mahalle, yeni bir   ortam, yeniden “öteki” olma hissi. Her taşınılan evde deprem ve sel   korkusu. Her taşınılan evde yoksulluğun biraz daha kendini  hissettirmesi. <strong>Çocukların okuldan alınması, tekstil atölyelerine verilmesi.</strong> Zamandan daha hızlı büyümek zorunda kalan gencecik kız çocukları.   Hastaneye gidecek parası olmadığından bedenindeki hastalığı kendinden   bile saklayan kadınlar. Yıllardır çalıştığı her işte biraz daha   hastalanan emekçi bedenler. Ve hiç bitmeyen bir gelecek kaygısı…</p>
<p>Ama her eylemde yeniden beliren umutlar, destek gördükçe büyüyen umut, umutlandıkça büyüyen inat. <strong>Küçük hırsızlardan korkuyorlar ama büyüklerinden asla.</strong></p>
<p>Şimdi reklamlara duyduğunuz öfkenizi Ayazmalıların öfkesiyle   birleştirmek için dayanışma vakti. Her pazar saat 09:00 – 18:00 arasında   Küçükçekmece Belediye Binası yanındaki Atatürk Parkı’nda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hatice KURŞUNCU</strong></p>
<p>(Red Dergisi, 52. sayıda yayınlanmıştır)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/2011/02/10/agaoglu%E2%80%99nun-ayazmasi-iste-budur/#more-366"><br />
</a></p>
<p><a href="http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/2011/02/10/agaoglu%E2%80%99nun-ayazmasi-iste-budur/#more-366">http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/2011/02/10/agaoglu%E2%80%99nun-ayazmasi-iste-budur/#more-366</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2011/02/10/agaoglu%e2%80%99nun-ayazmasi-iste-budur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alman Polisi’nden İşgal evine tahliye saldırısı</title>
		<link>http://tr.squat.net/2011/02/02/alman-polisi%e2%80%99nden-isgal-evine-tahliye-saldirisi/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2011/02/02/alman-polisi%e2%80%99nden-isgal-evine-tahliye-saldirisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2011 19:02:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2519</guid>
		<description><![CDATA[2 Şubat 2011 tarihinde, polis Sabah saat 4.00′da Rigaer sokağından Liebig 14 işgalinin boşaltılması için giriş yaptı. bu tahliye kararına karşı önceden örgütlenen protestocularda, 04.30′dan itibaren yüzlerce sayıya ulaşarak Liebig 14 dışında beklemeye başladılar. Saat 05.00 civarında direniş başladı. Direniş sonucunda heryerden püskürtülen polis çevre binaların çatısına çıkarak durumu kontrol altına almaya çalıştı. 07,30′a gelindiğinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 Şubat 2011 tarihinde, polis Sabah saat 4.00′da Rigaer sokağından  Liebig 14 işgalinin boşaltılması için giriş yaptı. bu tahliye kararına  karşı önceden örgütlenen protestocularda, 04.30′dan itibaren yüzlerce  sayıya ulaşarak Liebig 14 dışında beklemeye başladılar. Saat 05.00  civarında direniş başladı. Direniş sonucunda heryerden püskürtülen polis  çevre binaların çatısına çıkarak durumu kontrol altına almaya çalıştı.  07,30′a gelindiğinde, polis medyayı bloke ederek anakapının sol  penceresinden Liebig14′e girdi. Polisin kapıyı kırmak için getirdiği  koçbaşı ve onun yanısıra ne olduğu anlaşılamayan bir sürü alet medyanın  dikkatinden kaçıyordu. Bu esnada Frankfurter Allle üzerinden Dayanışmak  için Liebig14′ün önüne yüzlerce aktivist geldi. Çatışmalar yaşandı. uzun  süren gün sonunda polis 17 kişiyi gözaltına aldı. Ardından yaşam  alanını tüm gücüyle ortadan kaldıran polis binayı uzun uğraşlar sonucu  tahliye etti.<span id="more-2519"></span></p>
<p>Sözkonusu bölgede bulunan Liebig 14 berlin duvarının çöküşünün  ardından 1990′da bir yaşam projesi olarak işgal edildi. Ancak şehir  geliştirme planlamaları sonrasında bölge işgalcilerden arındırılmaya  çalışılıyor. Bu tahliyelerin arkasında ise Berlin Gayrimenkul Holding  şirketi var gibi görünmektedir.</p>
<p>2 Şubatta Polis zoruyla işgalcilerden gaspedilen Liebig 14 binasında  aralarında 2 bebeğinde olduğu 18-40 yaş arası insanlar yaşıyordu.  1990′da işgal edildiğinden bu yana işgalcilerin kendi ürettiği sosyal  projeler ve aktivist eylemlilikler alternatif bir yaşam alanı ortaya  koyuyordu.</p>
<p>Bugün Liebig 14 boşaltıldı ancak avrupanın dört bir yanında dayanışma  sürüyor. Ayrıca yeni gelen haberler Berlinde aktivistlerin 4 yeni  squatting (işgal) çalışması başlatacağı yönünde.<a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/a697ab10-berlin.jpg"><img title="a697ab10-berlin" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/a697ab10-berlin-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577083.jpg"><img title="577083" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577083-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577074.jpg"><img title="577074" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577074-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577066.jpg"><img title="577066" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577066-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577090.jpg"><img title="577090" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577090-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577088.jpg"><img title="577088" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/577088-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/5409690261_704ec609fb_b.jpg"><img title="5409690261_704ec609fb_b" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/5409690261_704ec609fb_b-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><a rel="shadowbox[sbpost-1183];player=img;" href="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/5411291771_81e1cc8e34_b.jpg"><img title="5411291771_81e1cc8e34_b" src="http://www.ahaligazetesi.org/wp-content/uploads/2011/02/5411291771_81e1cc8e34_b-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.ahaligazetesi.org/2011/02/alman-polisinden-isgal-evine-tahliye-saldirisi/">http://www.ahaligazetesi.org/2011/02/alman-polisinden-isgal-evine-tahliye-saldirisi/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2011/02/02/alman-polisi%e2%80%99nden-isgal-evine-tahliye-saldirisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıkım gerginliği</title>
		<link>http://tr.squat.net/2010/11/26/yikim-gerginligi/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2010/11/26/yikim-gerginligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Nov 2010 19:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2529</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Sarıyer&#8217;deki yıkım sırasında mahalleli ile görevliler arasında gerginlik çıktı. Sarıyer Çamlıtepe Mahallesi&#8217;nde, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan yıkım sırasında mahalleli ile görevliler arasında gerginlik çıktı. 2 gecekondunun yıkımına ilişkin alınan mahkeme kararını uygulamak amacıyla sabah saatlerinde belediye ekipleri çok sayıda çevik kuvvet polisinin desteğiyle mahalleye geldi. Gecekondu sakinlerini evlerinden çıkarıp eşyalarını tahliye eden belediye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_921b88df.jpg" target="_blank"><img src="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_921b88df.jpg" border="0" alt="" width="145" height="116" /></a>Sarıyer&#8217;deki yıkım sırasında mahalleli ile görevliler arasında gerginlik çıktı.</p>
<p>Sarıyer  Çamlıtepe Mahallesi&#8217;nde, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan  yıkım sırasında mahalleli ile görevliler arasında gerginlik çıktı.<br />
2 gecekondunun yıkımına ilişkin alınan mahkeme kararını uygulamak  amacıyla sabah saatlerinde belediye ekipleri çok sayıda çevik kuvvet  polisinin desteğiyle mahalleye geldi.</p>
<p>Gecekondu sakinlerini  evlerinden çıkarıp eşyalarını tahliye eden belediye ekipleri, yıkıma  başladı. Bu sırada mahalleli ile görevliler arasında tartışma yaşandı.  Bazı mahalle sakinleri, gazetecilere de tepki gösterdi. Tartışmaların  arasında gecekonduları yıkan, belediye ekibi mahalleden ayrıldı.<span id="more-2529"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www2.dha.com.tr/sariyerde-gecekondu-yikiminda-gerginlik-haber_125127.html" target="_blank">DHA</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_cfccdd85.jpg" target="_blank"><img src="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_cfccdd85.jpg" border="0" alt="" width="500" /></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_d607a79d.jpg" target="_blank"><img src="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_d607a79d.jpg" border="0" alt="" width="500" /></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_f3a107bc.jpg" target="_blank"><img src="http://www.dha.com.tr/images/galerithumbs/20101125/id_7544_f3a107bc.jpg" border="0" alt="" width="500" /></a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2010/11/26/yikim-gerginligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Af Örgütü: Tarlabaşı&#8217;nda tahliyeleri durdurun!</title>
		<link>http://tr.squat.net/2010/11/26/af-orgutu-tarlabasinda-tahliyeleri-durdurun/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2010/11/26/af-orgutu-tarlabasinda-tahliyeleri-durdurun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Nov 2010 15:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2511</guid>
		<description><![CDATA[Kentsel dönüşüm projesi nedeniyle Tarlabaşı&#8217;nda yaşayan birçok ailenin zorla tahliye edildiğini belirten Uluslararası Af Örgütü, &#8220;Türkiye yetkilileri, İstanbul&#8217;un merkezinde yaşayan korunmasız bazı ailelerin şimdiden evsiz kalmasına yol açan acımasız zorla tahliyeleri durdurmalı&#8221; çağrısında bulundu. Tarlabaşı Mahallesi&#8217;ndeki onlarca aile, kentsel dönüşüm projesinin sonucu olarak evlerinden tahliye edilmekle karşı karşıya kaldı. Beyoğlu Belediyesi ve kolluk kuvvetleri tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kentsel dönüşüm projesi nedeniyle  Tarlabaşı&#8217;nda yaşayan birçok ailenin zorla tahliye edildiğini belirten  Uluslararası Af Örgütü, &#8220;Türkiye yetkilileri, İstanbul&#8217;un merkezinde  yaşayan korunmasız bazı ailelerin şimdiden evsiz kalmasına yol açan  acımasız zorla tahliyeleri durdurmalı&#8221; çağrısında bulundu.<span id="more-2511"></span></p>
<p>Tarlabaşı  Mahallesi&#8217;ndeki onlarca aile, kentsel dönüşüm projesinin sonucu olarak  evlerinden tahliye edilmekle karşı karşıya kaldı. Beyoğlu Belediyesi ve  kolluk kuvvetleri tarafından tehdit edildiklerini ve kendilerine gözdağı  verildiğini belirten aileler, tahliye tebliğlerini okumadan imzalamaya  zorlandıklarını söylediler.</p>
<p>Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü Türkiye  Araştırmacısı Andrew Gardner, Tarlabaşı&#8217;nda bazı ailelerin şimdiden  tahliye edildiğini belirterek, &#8220;24 Haziran tarihinde yalnız yaşayan  Besra, hastanedeki annesini ziyareti sonrasında evine döndüğünde, evinin  kapısını kırılmış bulmuştur. Yetkililer eşyalarını sokağa atarak,  Besra&#8217;yı evini derhal boşaltmaya zorladı. Mahallede yaşayan ailelerin  arasında, Romanlar, 1990&#8242;lı yıllarda Türkiye&#8217;nin güneydoğusunda bulunan  köylerinden zorla yerinden edildikten sonra Tarlabaşı&#8217;na yerleşen  Kürtler ve trans kadınlar bulunmaktadır. Tahliye tehdidi altında olan bu  aileler, halihazırda barınma konusunda ciddi güçlüklerle karşı karşıya&#8221;  bilgisini verdi.</p>
<p>Gardner açıklamasında, &#8220;Beyoğlu Belediyesi yetkilileri yürürlükteki  zorla tahliyeleri derhal askıya almalı ve uluslararası insan hakları  standartları uyarınca korumalar sağlanana kadar tahliyeleri  durdurmalıdırlar&#8221; çağrısında bulundu. Tahliye ile karşı karşıya olan pek  çok kişiye yeterli bir sürenin verilmediğini, insanlara  danışılmadığını, yasal hakları konusunda bilgilendirilmediğini veya  uygun alternatif barınma imkanı ya da zararlarının tazmini teklif  edilmediğini belirterek, yaşananlara ilişkin şunları aktardı:</p>
<p>&#8220;Söz konusu durum, bu insanların haklarının bir ihlalidir. Ayrıca  taciz iddiaları ile ilgili olarak da kamu görevlileri hakkında bir  soruşturma başlatılmalıdır. Uluslararası Af Örgütü&#8217;nün görüştüğü 60  yaşındaki engelli ve işsiz bir Tarlabaşı sakini, okumasına izin  verilmeyen bir tahliye emrini imzalamaya zorlandığını söylemiştir. Her  ne kadar komşularının araya girmesi ile tahliyesi, polis tarafından, 18  Temmuz&#8217;a ertelenmişse de, bu kişiye makul bir alternatif barınma imkanı  sağlanmamıştır. Kendilerine yetkililer tarafından resmi bir açıklama  yapılmamış olsa da, mahalle sakinleri Uluslararası Af Örgütü&#8217;ne,  yetkililer tarafından kendilerine önerilen tek alternatif barınma  imkanının, toplu taşıma ile 2 saatte ulaşılabilen, İstanbul&#8217;un dış  mahallelerinde bulunduğunu söyledi. Çok düşük maaşlarla çalışan çoğu  Tarlabaşı sakini, bu konutları çok pahalı bulmakta ve İstanbul&#8217;un  merkezindeki işleri için yol masraflarını karşılayamayacak durumda.&#8221;</p>
<p>Açıklamada, konuyla ilgili olarak Uluslararası Af Örgütü&#8217;nün 15  Temmuz&#8217;da üyelerine acil eylem çağrısında bulunduğu da belirtildi.  Yapılacak çağrılarda; Beyoğlu Belediye başkanına zorla tahliyeleri  derhal durdurma ve uluslararası insan hakları standartları uyarınca  korumalar sağlanana kadar tahliyeleri gerçekleştirmeme uyarısı yapılması  isteniyor. Acil eylem çağrısına katılmak isteyenler  http://www.acileylem.org/#/tehdit-altinda/threat#122/detay adresinden  ulaşabilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.emekdunyasi.net/ed/toplum-yasam/13466-af-orgutu-tarlabasinda-tahliyeleri-durdurun">http://www.emekdunyasi.net/ed/toplum-yasam/13466-af-orgutu-tarlabasinda-tahliyeleri-durdurun</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2010/11/26/af-orgutu-tarlabasinda-tahliyeleri-durdurun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir “Kentsel Aklama” Hikayesi: Ağaoğlu My World Europe</title>
		<link>http://tr.squat.net/2010/10/01/bir-%e2%80%9ckentsel-aklama%e2%80%9d-hikayesi-agaoglu-my-world-europe/</link>
		<comments>http://tr.squat.net/2010/10/01/bir-%e2%80%9ckentsel-aklama%e2%80%9d-hikayesi-agaoglu-my-world-europe/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2010 18:51:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tr1</dc:creator>
				<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.squat.net/?p=2546</guid>
		<description><![CDATA[Önce prim şampiyonu olmuş Basketbol Milli Takımı`na başarılarından dolayı yeni yapacağı kapalı sitede birer daire vereceğini açıkladı. Sonra gündemin Tophane olayı ile meşgul olduğu bir Cumartesi sabahı, bütün büyük gazetelerde “istikbal gök(delen)lerdedir” der gibi gözlerini kısarak bakan ve “Bu ülkede herkes iyi yaşamayı hak ediyor” özlü sözüyle, kendisini şürmanşetten gördük. Taşlar yerine oturuyordu. Aynı günün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önce prim şampiyonu olmuş Basketbol Milli Takımı`na başarılarından dolayı yeni yapacağı kapalı sitede birer daire vereceğini açıkladı.</p>
<p>Sonra gündemin Tophane olayı ile meşgul olduğu bir Cumartesi sabahı, bütün büyük gazetelerde “istikbal gök(delen)lerdedir” der gibi gözlerini kısarak bakan ve “Bu ülkede herkes iyi yaşamayı hak ediyor” özlü sözüyle, kendisini şürmanşetten gördük. Taşlar yerine oturuyordu. Aynı günün akşamında başrolde olduğu reklam filminde, “Ben Ali Ağaoğlu. Burası Istanbul Ayazma. Burada 3100 konutluk yeni bir yaşam merkezi kuruyoruz. % 87`si yeşil alan olacak. İçinde golf sahası bile olacak. Hep hayal ederdim 10. kattaki evin bahçesi olur mu? Yaptım olacak. Çünkü bu ülkede herkes havuzlu, güzel, kaliteli bir evde oturmayı hak ediyor… Bu yeni projemizde 10 bin lira peşinat veren herkes daire sahibi olacak.” Diyerek ballandıra ballandıra yeni Ağaoğlu My World Europe projesinin detaylarını anlatıyordu.</p>
<p>Bütün bu reklamların reklam kokan hareketler olduğunu, bir reklamla nasıl da iki kuş vurulabileceğini hemen akabindeki günlerde basından öğrenme şansımız oldu.  Ali Ağaoğlu, kendi şirketinin reklam filminde oynadığı için tam 1 milyon dolar ücret almıştı ve  bu parayı eğitime bağışlayacaktı ve evet bu eli açıklık onu bir kere daha gazetelerin ön sayfalarına taşımıştı..</p>
<p>Karşımızda ciddi bir sosyal sorumluluk eylemliliği içinde bir müteahid mi, yoksa bu işte bir iş mi vardı?</p>
<p>Kamuoyunun merkezindeki Milli Basketçilere gösterilen hayırseverlik ile başlayan gündemden nemalanma fırsatçılığı, bir cebinden 1 milyon dolar alıp öbür cebine aktardığı reklam gelirini “eğitime” bağışlama büyüklüğüyle katmerlenmişti. Bu işte ki işi anlamak için literatüre yeni bir kavram katmamız gerekiyor sanırım: kentsel aklama (urban wash). Aslında kentsel aklama, çevre duyarlılığını reklam malzemesi olarak kullanmayı açıklayan yeşil aklama (green wash) benzetmesinden fazlasıyla esinlendi. Yeşil aklama hikayeleri çoktur. Örneğin Garanti Bankası harcadıkça çevre projelerine kaynak aktaran Yeşil Bonus kartı ile çevreye duyarlı bir imaj çizerken, Hasankeyf`in ve Dicle Vadisi`nin imajını komple çizecek Ilısu Baraj Projesi`ne kredi vermekten geri durmaz..</p>
<p>Acaba bu Ağaoğlu fenomeni ile karşımızda, kentsel dönüşüm mağduriyetleri üzerinden elde edilecek bol sıfırlı kazançların sosyal sorumluluk makyajı ile aklanması durumumu var? Ve bu kentsel aklama olayı ya tutarsa?</p>
<p>Ne alakası var diyen, sosyal sorumlu seslere bir hatırlatma. Bugün, 10 bin peşinat veren ve bolca borçlanan herkesin iyi yaşama hakkına kavuşacağı, havuzlu, güzel, kaliteli bir evde oturacağı, kah golf kah 12 dev adam ile basketbol oynayacağı,  isteyenin 10. katta teras bahçesinde takılacağı TOKI ortaklığı ile gerçekleştirilen Ağaoğlu My World Europe projesinin tam da bulunduğu yerde, Ayazma`da, Olimpiyat Stadı`nın oralarında, yakın bir zamana kadar Ayazmalılar olarak bilinen kentin yoksul emekçileri yaşardı.</p>
<p>TEM Bağlantısı, Olimpiyat Stadı derken rant değeri yükselen bu Gecekondu mahallesi, Küçükçekmece Belediyesi, IBB ve TOKI üçlü protokolü ile kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Binlerce insan (256 kiracı, 1474 sayıda mülk sahibi olmak üzere 1730 adet hak sahibi) TOKI`nin Bezirganbahçe Toplu Konutları`nda (peşinatsız ve sabit taksitle) yeniden iskan edildi. Ayazmadaki konutlar tahliye edildi ve yıkımlar gerçekleşti. Sıra sıra uzanan TOKI`nin soğuk beton yığınlarında, üzerlerine üzerlerine gelen duvarlar arasında ruhu sıkışan Ayazmalılar, düşük inşaat kalitesi, aylık taksit ve aidatlar, ve iş imkanlarına olan uzaklık gibi faktörlerle toptan baş etmek durumunda kaldı, bir çoğu bu değişen yaşam koşullarında barınmayı başaramadı, haklarını elden çıkardılar (Bu başka bir yazının konusu..).</p>
<p>Bezirganbahçe Toplu Konutları`nda bile hak sahibi olamamış 18 kiracı ailenin çektikleri sıkıntı başlı başına ibretlik bir hikaye. Yine Ayazma`da gecekonduda ikamet ediyor olmalarına karşın, hak sahibi sayılmamışlar, konutları belediye tarafından yıkılmış ve  evsiz kalmışlardır.Yıkılan konutları üzerinde kurdukları barakalarda iki sene, yağmur, çamur, kar, fırtına demeden yaşayan 18 aileye, verdikleri mücadelenin sonunda Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay 20 Kasım 2009 günü Esra Ceyhan’ın programında, Bezirganbahçe’deki toplu konutlara taşınanların koşullarında sosyal konut tahsis edileceğine, bu konutlara yerleşene kadar da kira yardımı yapılacağına söz verdi. Bu sözleri Nisan ayında Küçükçekmece Kent Konseyi toplantısında, seçim sürecinde çeşitli seçim konuşmalarında, Haziran 2009 tarihinde Birleşmiş Milletler HABİTAT heyeti karşısında tekrarladı.</p>
<p>Gel zaman git zaman TOKI`nin Kayabaşı Konutları`nda hak sahibi olduğunu öğrenen 18 aile umutlanmıştı. Ancak TOKİ yetkilileri 1 yıl boyunca kira yardımı yapılan ailelerden 10.000 TL ile 15.000 TL arasında peşinat istemekte, Bezirganbahçe Konutlarında maliyetine yakın bedelle konut tahsis edilirken, şimdi daha küçük konutları daha pahalı fiyatlarla satmaktadır. Bezirganbahçe Konutlarında sabit taksitlendirme varken 18 aileye memur maaşlarına endeksli taksitlendirme yapılmıştır.</p>
<p>Kira yardımı ile yaşayan düzenli bir işi bile olmayan yoksul insanlara “10 bin peşin daire senin” derseniz, onlarda isyan eder. Gerçekten sorumluluk sahibi insanlara da (bknz. kentsel aklama) onlara destek olmak düşer. Ayazmalı 18 aile de, aylarca Küçükçekmece Belediyesi önünde onlarla dayanışan insanlarla birlikte oturma eylemi yaptılar. Ve yapılan bu eylem, sadece ve sadece verilen sözlerin tutulması, barınma ihtiyaçlarının sağlanması, Bezirganbahçe Konutları ile aynı koşullarda (peşinatsız ve sabit taksitle) hak sahibi olabilmeleri içindi.. Bugün her yerde Ali Ağaoğlu ve yeni Ayazması boy gösterirken, Ayazmalılarında gücü tükenmekte, dirençleri kırılmaktadır..</p>
<p>Bu konuda hiç ses çıkartmamış olanları, veya “onlar gecekonducu, işgalci, ve zaten de kiracılarmış” vs. diyen sesleri, şimdi vicdanlarının ve Ali Ağaoğlu`nun “bu ülkede herkes iyi yaşamayı hak ediyor” sesiyle baş başa bırakıyoruz. Bir tarafta “10 bin peşin daire senin”lerin golf sahalı yeni Ayazması, öbür tarafta 10 bini olmadığı için TOKI`nin sorun yumağı sosyal konutlarında bile hak sahibi olamayan Ayazmalı mağdurların yıllardır yaşadıkları..</p>
<p>Tabii ki Ayazmalıların barınma haklarına kavuşması yönünde sorumluluk kamu-da-dır. Kamu gereğini yapmalıdır. Ancak, Ağaoğlu TOKI ile ortaktır. Yoğun kentsel aklama faaliyetleriyle, Ayazmada yaptığı projesiyle artık bu sorunun sorumluluğunu paylaşmaktadır.</p>
<p>Evet bu ülkede herkes iyi yaşamayı hak ediyor. Ama bazıları diğerlerinden daha çok.. Buna dur demek hepimize düşüyor&#8230;<br />
<a href="http://www.internationala.org/index.php/isyan/sinif-savasimi/1168-bir-kentsel-aklama-hikayesi-aaolu-my-world-europe.html"></p>
<p>http://www.internationala.org/index.php/isyan/sinif-savasimi/1168-bir-kentsel-aklama-hikayesi-aaolu-my-world-europe.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.squat.net/2010/10/01/bir-%e2%80%9ckentsel-aklama%e2%80%9d-hikayesi-agaoglu-my-world-europe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

